-
  
               
  v   Forum
  v   Haberler
  v   Resimler
  v   Videolar
  v   Mp3.Lar
  v   Misafir Defteri
  v   Radyo istek
  v   Dosyalar
Menu
Kervanlar_Menu
    Ana Sayfa
    Uyelik
    Kadromuz
    Sifremi Unuttum
    Arkadas Ara
    Radyomuzu ekle

Sayfalar
    Haberler
    Forum
    Resimler
    Videolar
    Animasyonlar
    Mp3.Lar
    Yazilar
    Misafir Defteri
    Kose Yazarlari
    Sohbet
    Radyo Dinle
    Dosyalar
    ilanlar
    Havadurumu
    Tarihte Bugün
    Uyelerimiz
    Siirler
    Fikralar
    Onemli Linkler
    Canli Destek

Oyunlar
    Oyunlar
    Msn Isim
    Msn Nick yap
    Flash Ekartlar
    Puzle
    Zoliteria
    Satranc oyna
    Renk Kodlari

Dost siteler
    siteni ekle
 
istatistikler
uyeler
Son uyemiz : axabilisim
Bugun : 0
Dun : 1
Kayitli uye : 352

Aktif uyeler
 Aktif uye yok..
Sitede aktif
uye : 0
Misafir : 13
Toplam : 13
Rekor : 76 kisi 25.01.2011
IP No : 38.107.179.233
Site sayaci
Bugun Tekil : 8
Bugun cogul : 8
Bugun Toplam : 16
----------------
Dun Tekil : 61
Dun cogul : 67
Dun Toplam : 128
----------------
Genel Tekil : 40347
Genel cogul : 42843
Genel Toplam : 83190

-Bugün Giren »1 » fafataf
 
Ziyareci Defteri
-----------------------------
Meral

cok begendim sitenizi,hersey eksIksiz yapilmis gercekden harika olmus..elinize emeginize saglik.
----------------------------
Aynur

guzel bir site elinize saglik
----------------------------
MaviS

Selamlar.Güzel paylasimlar.
----------------------------
Zara

Böyle bir siteyi hazirliyan arkadaslarin elleri dert görmessin guzel bir site olmus
----------------------------
ozlem

Sev beni yeniden gücün yeterse Hadi uyandir beni sesin titremeden bir kere Veda edemedim diye üzülme
----------------------------
Serkan

site cok guzel olmus elinize yüreginize saglik
----------------------------
Emel33

elinize saglik guzel bir site olmus basarilar
----------------------------
adem33

siteniz cok guzel olmus elinize saglik
----------------------------
Adnan

sitede egeyi gecen arkadaslarin elleri dert görmessin site gercekten guzel olmus basarilar dilerim
----------------------------
Zehra

siteniz cok hos olmus basarilar dilerim
----------------------------
:: Mesaj Oku :: :: Sende Yaz ::
 
Hit dosyalar
flash chat
flatcast radyo scripti
Flatcast Rdayo portali
kimnerede bloku
asp ziyaretci defteri
 
Mini Player

 
Kayan Yazi
İyiligi gizlemek, kötülügü gizlemekten daha üstündür. (Ebu Bekir Ferra)


Bilmediklerimi ayagımın altına alsaydım basım göge ererdi. (İmam-ı Azam)


İnsan, alıskanlıklarının cocugudur. (İbni Haldun)


Herkes herkese bir lokma sey verebilir ama bogaz bagıslamak, ancak Allah’ın isidir. (Mevlana)


Güzel söz söyleyen, kimseden kötü söz isitmez. (Firdevsi)


Bir seyi bulunmadıgı yerde aramak, onu aramamak demektir. (Mevlana)


Avcı nice al (tuzak, hile) bilirse, ayı da onca yol bilir. (Kasgarlı Mahmud)


Haksızlık karsısında egilmeyiniz; cünkü hakkınızla beraber serefinizi de kaybedersiniz. (Hz. Ali (r.a))


Güzel konusmanın sırrı, lüzumsuz sözleri terk etmektir. (Hz. Ebubekir)


Özü dogru olanın, sözü de dogru olur. (Hz. Ali (r.a))


Birligin kederi, ayrılıgın safasından daha hayırlıdır. (Yahya bin Muaz)


Her gecenin bir gündüzü vardır. (Hz. Ali (r.a))


Sakladıgın sır senin esirindir. Acıga vurursan sen onun esiri olursun. (Hz. Ali (r.a))


Bütün kötülüklerin anahtarı, hiddettir. (Cafer bin Muhammed)


Kesilmis koyuna derisinin yüzülmesi elem vermez. (Hz. Esma)


Güzel ahlak; bagıslayıcılık, sabır ve tahammüldür. (Hasan-ı Basri)


En iyi nasihat; iyi örnek olmaktır. (Malcolm X)

 
Google'da Ara
..Buraya Yaz..
 
Encok Konu
Kervanlar - (245)
dertlibaba - (37)
Gamzeli - (9)
keoma - (9)
ali28 - (7)
 
Dost Siteleri
Agliyangozler-(603)
kervanlarfm-(574)
Bir Demet Huzun-(556)
baharfm-(554)
flash siirler-(543)
hasretin-(504)
Bir Demet siir-(448)
Devrekliler-(414)
yeseren Tohumlar-(367)
Baglanti Gonder Kodu Al
 
Yasam Duygulari
  Tum Yazarlar || Bu Yazarlara ait yazilar
   Yasam Duygulari

 Kaliforniya'da Long Beach şehrindeki Eyalet Üniversitesi'nde öğretim
 üyesi olarak ders verirken, aynı sömestrde benim iki dersimi alan bir
 kız öğrencim dikkatimi çekmeye başlamıştı.

 

Bu genç bayanın şu
 özelliklerinin farkına varmıştım:

Her şeyden önce çok güzel bir kızdı;
 gözüm gayri ihtiyari ona gidiyordu.

İkinci olarak çok iyi bir
 öğrenciydi; bütün sınav ve ödevlerde en yüksek notu o alıyordu.
 Ayrıca, çok hanımefendi, çok nezih bir kişiliği vardı.

Bölümün bir
 pikniğinde kız öğrencimin nişanlısıyla tanıştım ve itiraf edeyim, ilk
 aklımdan geçen, 'Armudun iyisini ayılar yer' düşüncesi oldu.

Yukarıda
 özelliklerini saydığım o güzel kızın bana tanıştırdığı erkek, yirmi
 yedi-yirmi sekiz yaşlarında, saçı biraz dökülmüş, şişman denecek kadar
 toplu, çirkin, kısa boylu biriydi.
 
 Bu kişiye parası için yüz vermiş olabileceğini düşündüm.

Daha sonra
 öğrendim ki, bu genç adamın parasal gücü yok; başka bir üniversitenin
 psikolojik danışmanlık bölümünde doktora öğrencisi olarak okula devam
 ediyor ve ileride akademisyen olarak kariyer yapıp profesör olmak
 istiyor.
 
 Acaba benim güzel öğrencim bu adamda ne bulmuştu?

Bir hafta sonra ders
 çıkışı koridorda öğrencimin yanına yaklaştım ve Sally adıyla anacağım
 öğrencimle aramızda şöyle bir konuşma geçti:
 
 'Sally, nişanlınla nasıl tanıştığınızı merak ediyorum?
 
 'Bir kilise faaliyetinde aynı komitede çalıştık; o zaman tanıdım kendisini '< BR
 'Nesi seni etkiledi; hangi özelliklerini sevdin?
 
 Sally, bir Amerikalı olarak bu soruyu hiç beklemiyordu.

Amerikan
 kültüründe, bu tür sorular kişinin mahremiyetine tecavüz olarak kabul
 edildiğinden pek sorulmaz.

 Amerikan kültürüne göre ben o anda
 Sally'nin mahremiyetine 'burnumu sokuyordum.'
 
 Şaşkınlığı geçince çok içten, gözlerinin içi gülerek, 'O şahane bir
 insan; o benim kahramanım!

Ben ondan çok şeyler öğrendim' dedi.
 
 O anda ilk hissettiğim şey kıskançlık duygusu oldu.

 Güzel bir kadının
 erkeğine, 'Sen benim kahramanımsın' duygusu içinde bakmasının erkeğe
 verilmiş en büyük hediye olduğunu hissettim ve anladım.

Bu hediyeyi,
 hayatım boyunca hiç almadığımı biliyordum ve o kişiyi kıskandım.
 
 'Nasıl yani?' dedim.
 
 'Frank bir yetimhanede büyümüş.

Yetim olmanın ne demek olduğunu
 bildiği için, üniversite öğrencisi ol unca, yetimhaneden iki çocuğa
 ağabeylik yapma kararı almış.

Haftada on saatini onlara ayırıyor;
 onlarla buluşup oynuyor, kitap okuyor, onları müzeye götürüyor.
 Onların iyi gelişmesi için elinden geleni yapıyor.

Biri ameliyat oldu,
 hastanede yatıyor ve Frank şimdi akşamları hastanede kalıyor, geceleri
 ona bakıyor.'
 
 Yüzüme tokat yemiş gibi oldum.

 Utandım.

Kendime kızdım.

 Ben güya en
 yüksek eğitim düzeyine gelmiş biriydim ve karşımdakini hala dış
 görünüşe göre yargılıyor ve onu 'ayı' olarak görüyordum.

İçimdeki
 pislikten utandım.

Bir süre sonra Sally'nin içinde yetiştiği aile
 ortamını merak etmeye başladım.

Şöyle bir mantık yürüttüm: o adama
 baktığım zaman ben neden, 'Armudun iyisini ayılar yer' diye düşündüm?
 Çünkü ben, içinde yetiştiğim ortamda sık sık bu benzetmeyi duyarak
 büyümüştüm.

İçinde yetiştiğim ortam beni nasıl etkilemişse, Sally'nin
 içinde yet iştiği ortam da onu öyle etkilemiş olmalıydı.
 
 Birkaç hafta sonra Sally'e, ailesinin nerede oturduğunu sordum.

Los
 Angeles'in üç yüz elli km kuzeyindeki bir kasabada oturuyorlarmış.
 Onun ailesiyle tanışmak istediğimi, bunu mümkün olup olamayacağını
 sordum.

 'Kendilerine bir sorayım, eminim sizinle tanışmak
 isteyeceklerdir,' dedi ve iki gün sonra, 'Ailemle konuştum; sizinle
 tanışmaktan mutlu olacaklarını söylediler,' dedi.

 Dört-beş hafta sonra
 San Francisco'ya gidecektim, Sally'nin ailesinin yaşadığı kasaba
 yolumun üstündeydi, onlara uğrayabilir, onlarla tanıştıktan sonra
 yoluma devam edebilirdim.
 
 Bu planımı Sally'e söylediğimde Sally, 'O gün ben de aileme
 gidecektim; isterseniz beraber gidebiliriz,' dedi.

Ailesine haber
 verdi.

 Onlar da sabah kahvaltısına gelmemizi söylemişler.

 Long
 Beach'ten sabahın altısında yola çıktık ve dokuz buçuk civarında
 Sally'nin ağabeyi Brian'ın evine vardık.

Sally'nin babası George orada
 buluşmamızı uygun görmüş.

Çok güleryüzlü bir aileydi.

 Brian'ın, en
 ufağı dört yaş civarında dört çocuğu vardı.
 
 Ziyaret ettiğim bu güleryüzlü sıcak ailede, iki olay gerçekten
 dikkatimi çekti.

 Bunlardan ilki, Sally'nin babası George'un
 torunlarıyla konuşurken onların göz hizalarına inmesiydi.

 Bunu o kadar
 doğal yapıyordu ki, artık farkına varılmadan yapılan bir davranış
 olduğu belliydi.

Sally'ye, babasının torunlarıyla hep böyle mi
 konuştuğunu sordum.

'Evet' yanıtını alınca, kendisi çocukken de
 babasının, onunla göz hizasına inerek mi konuştuğunu sordum.

 'Evet,
 biz böyle biliyoruz. Ağabeyim Brian da çocuklarıyla böyle konuşur; ben
 de kendi çocuklarımla böyle konuşacağım.

Biz böyle biliyoruz', dedi.
 Tüylerim diken diken oldu.

Ben üniversite öğretim üyesiydim ve insan
 psikolojisi benim uzmanlık alanımdı ama üç çocuğumdan hiçbiriyle göz
 hizasına inerek konuştuğumu hatırlamıyordum.

Kendime kızdım; sonra
 kendime kızmaktan da vazgeçtim, beni yetiştirenlere kızdım.

 Sonra
 onlara kızmaktan da vazgeçtim ve bütün nesilleri yetiştiren kültür
 ortamına kızdım.

Daha sonra kimseye kızmayacağımı anlayarak, oradaki
 öğrenme fırsatından yararlanmaya karar verdim.

Torunlarının önünde diz
 çökerek konuşan dede George'a 'Beyefendi, çocukların göz hizasına
 inerek konuşuyorsunuz!' dedim.

Bana biraz şaşkınlıkla gülümseyerek,
 'Tabii, onlar küçük insanlar!' yanıtını verdi.

 Öyle bir bakışı vardı
 ki, bu bakış sanki 'Bu kadar doğal bir şey ki, herhalde bunu herkes
 yapıyordur; sen yapmıyor musun?' diyordu.
 
 O bakışa karşı bütün yaptığım, mahcup bir gülümseme oldu.
 
 Bu güleryüzlü sıcak ailede dikkatimi çeken ikinci olay, Sally'nin
 ağabeyi Brian'ın davranışı oldu.

Brian, Pasi fik ülkeleriyle ticaret
 yapan, oldukça varlıklı biriydi.

Evlerinin büyüklüğünden, yüzme
 havuzundan, çiftliklerinden, arabalarının türünden ailenin zenginliği
 belli oluyordu.

Kahvaltıdan sonra saat on bir dolaylarında telefon
 çaldı ve Brian bir süre telefonla konuştu.

Ofisten arıyorlarmış,
 Koreli bir işadamı Los Anegeles'ta imiş, kendisiyle görüşmek için
 helikopterle saat 14'te gelmek istiyormuş.

 Başka bir randevusu
 olduğunu söyleyerek bu teklifi reddetmiş olan Brian, bize durumu şöyle
 açıkladı: 'Dört çocuğum var ve her hafta biriyle dört saat başbaşa
geçiririm.

Bugün dört yaşındaki kızım Mary'le randevum var.

Çocuklar
 çok çabuk büyüyorlar, eğer dikkat etmezsen, bir bakıyorsun, büyümüşler
 ve onlarla beraber zaman geçirme olanağı kaybolmuş.
 
 Brian'ın yaşam vizyonunu sormadım, ama davranışından nelere öncelik
verdiği belli oluyordu.

 Brian için çocukları şüphesiz en az işi kadar
 önemliydi.

 Brian'ın yaşamında bununla ilgili bir pişmanlık duygusu,
 bir 'keşke' olmayacak.
 
 Sally'e sordum: 'Baban seninle randevulaşır mıydı?'
 
'Evet', dedi, 'yalnız benimle değil, her çocuğuyla sırasıyla başbaşa
 zaman geçirirdi.

Ve ilave etti, 'Biz böyle gördük, böyle biliyoruz.
 Benim çocuğumun da babası böyle yapacak!'.

 Gülümseyerek, 'Nereden
 biliyorsun?' diye sordum.
 
'Biz Frank'le konuştuk' diye cevap verdi.

Yine içim cız etti. Daha
 doğmadan çocuğun gelişme ortamıyla ilgili bir bilinç oluşmuştu.
 
Kendi çocuklarıma içim yandı.

Evlenmeden önceki bilincimi, kafamın
 karmaşıklığını, evlendiğim kıza ettiğim eziyetleri ve ondan da acısı,
 kendi yavrularıma çektirdiğim acıları düşündüm.

 Biraz daha düşününce
 kendimin de acı çektiğini anladım ve bu sefer kendi çocukluğuma içim
 yandı.

 Daha sonra babamın, anamın çocukluğuna i çim yandı.

Ve son durak
 olarak ülkemin tüm çocuklarına içim yandı.

Yine kimseye kızamayacağımı anlayınca, 'bundan sonra ne yapabilirimle
ilgili düşünmeye karar verdim.

İşte değerli okurum; yazdığım kitaplar,
verdiğim seminerler, hazırladığım televizyon programları, 'Ne
yapabilirim?' sorusuna verdiğim yanıtların öğeleridir.

 Sally'nin
içinde yetiştiği ortamı görmüş ve anlamış biri olarak onun
davranışlarına şimdi daha iyi anlam verebiliyorum.

Sally, içinde
yetiştiği ailede, varoluşun beş boyutunu da doya doya yaşayabilmişti.
Çocuğun hizasına inerek onunla göz göze konuştuğunuz zaman çocuk, 'Sen
varsın, sen doğalsın, sen değerlisin, sen güçlüsün ve sen sevilmeye
layıksın', mesajı alır ve çocuğun CAN 'ı beslenir.
 
Çocuğuyla randevusuna sadık kalan baba, 'Seninle zaman geçirmek
istiyorum, seni özledim', mesajını güçlü olarak verir.

Çocuk bu mesajı
 zih insel olarak değil, sezgisel olarak alır ve aldığı bu sezgisel
mesajlar sayesinde çocuğun hamuru, 'Ben sevilmeye layık biriyim!' diye
yoğrulur.
 
 Bir ana babanın çocuklarına verebileceği en büyük miras, varoluşun beş
 boyutunda beslenmiş ve buna inanmış güçlü bir CAN 'dır.


[ Yazarlar : kervanlar | Okunma : 635 | Tarih: 06.12.2009 ]
         Oy : 6-Puan : 16


 

Son 5 Yorum

Henuz Yorum Yazilmamis.
Siz bir tane yazin..



Yorum ekleyin..(Sadece uyeler)

Kodlar , Duygular (Smile'ler)
 

uyelik
Kullanici : 
sifre : 
Guvenlik : 108363             
Guvenlik : 
Hatirla :   

  
 
Dil Secimi
tr en de
( TR )
 
Resimlerden
Galeriden secmeler..
Resim Gonder

sari gul
 
Saat
 
Takvim
« Oca subat
Pz Sl cs Ps Cm Ct Pa
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
Tarihte 8 subat gunu 0 olay var, Detaylar..
 
Yedek
  Istek D.J Paneli
 
Kose Yazilari

kervanlar

Yasam Duygulari

dertlibaba



Prinzessin

Dindarligin iki yuzlusu
 
Hava Durumu


 
Anket
Sitemizde Ev Cok Neye Önem Verilsin
Siirler (66 %)
Flashlar (0 %)
Forum (0 %)
Haberler (33 %)
Fikralar (0 %)
Sohbet (0 %)
Radyo (0 %)
3 - Katilim
 
Encok Cevap
Kervanlar - (47)
dertlibaba - (42)
delikanlisair - (37)
ali28 - (33)
keoma - (31)
 
Hit yazilar
Sen yokken biraz daha ölüyorum ben
Benim gibi kimse seni sevmez ki
karalara bürünmüs sevdam
unut onu dediler
Temel Polis Oldu
 
KimNerede
 » Misafir
Anasayfada

 » Misafir
Anasayfada

 » Misafir
Anasayfada

 » Misafir
Anasayfada

 » Misafir
Anasayfada

 » Misafir
Anasayfada

 » Misafir
Anasayfada

 » Misafir
Anasayfada

 » Misafir
Anasayfada

 » Misafir
Anasayfada

 » Misafir
Anasayfada

 » Misafir
Anasayfada

 
2007 © Copyright Kervanlar.net Bu sitede yayinlanan materyallerin her hakkı saklıdır.~İzinsiz~kullanilamaz~
©~2010~Kervanlar.net ~kervanlar~net~
Bu sayfa: 0,44 saniyede yorumlandi.
 
Şiir